Gülseren hanımdan okuduğum bir diğer kitap Camdaki Kız ile buradayım. Öncelikle belirteyim yazacaklarım benim kitap hakkındaki şahsi yorumlarım; çok beğenenler ya da hiç beğenmeyenler yoktur ama az beğenenler vardır elbette... Ben diğer kitaplarıyla karşılaştırdığımda onlar kadar sürükleyici olmadığını söylemek zorundayım. Zevkler ve renkler ...
Gülseren hanım kitabın başlangıcında ya da izlediğim bir röportajında Camdaki Kız için ustalık eserim gibi bir cümle kurmuştu; nihayetinde son kitabı... Konusu yine hasta doktor arasında geçen diyaloglar yine ama bu kitapta Gülseren hanımın iç sesi, hastayla konuşurken aklından geçenleri anlatma kısımları bana fazlasıyla uzun geldi. Dediğim gibi bu benim kişisel görüşüm. Alınmaca gücenmece olmasın lütfen. Bir de bu kitapta dikkatimi çeken bir diğer konu da Gülseren hanımın kendisi, ailesi, geçmişi ile ne kadar çok övündüğü oldu. Diğer kitaplarda da güzel anılarını paylaşıyordu normal olarak ama bu kitapta beni nedense sıktı. İnsanların devamlı kendini anlatması nasıl ikili ilişkilerde sıkıcı olursa kitapta da aynen böyle oldu benim için.
Doğduğun Ev Kaderindir dizisini seyredip, kitabını da okuyayım diyenlerdenseniz hiç heveslenmeyin derim. Kitapta sadece birkaç sayfada geçen bir konu dizi olarak ekranlara geliyor. Hatta kitapta ana karakterler olan Nalan ve Hayri için acaba bunlar nasıl Mehdi ve Zeynep karakterine dönüştü diye düşünüp durdum. Kitabın yarısından fazlasında Nalan’ın Hayri’ye aşkını okuyoruz. Bu aşkı çok sevemedim ben, sebepsiz... Neden bu kadar olumsuz yazıyorum, çok mu kötü bir hikaye? Hayır tabi ki ancak bu yazdığım üç başlık nedeniyle diğer kitaplarda yaşadığım heyecanı tadamadım.
Nalan ve hayatındaki gizemler kitabın yarısından sonra ortaya çıkıyor, bana çok yavaş geldi. Önceki kitaplar çok çok iyi olduğundan böyle de hissetmiş olabilirim.
teşekkürler, popüler kültür olduğundan mıdır nedir, elim bir türlü gitmedi bu kitaba :)
YanıtlaSilben de keşke almasaydım dedim,,,
SilDiğer kitaplar çok daha güzeldiiii